BUT - 2007 Yeni
SGK_SUTYeni
SGKYeni
Tıbbi Malz.TemYeni
Sğlık Müdürlüğü'neYeni
|
|
|
KRONİK AĞRI
DİSMORFOFOBİ
Kişinin vücudunun herhangi bir bölgesinden (algılamasındaki çarpıklık sonucu) hoşnutsuz olup bunu yoğun olarak düşünmesidir. Eğer kişide hafif derecede bir fiziksel anomali varsa, kişinin kaygısı beklenilenin çok üzerindedir.
Korku ya da kaçınma gibi gerçek bir fobik komponent içermemekle birlikte yanlışlıkla "fobi" olarak adlandırılmıştır. Bazı kişilik bozukluklarında görülebileceği gibi tek başına da görülebilir; başka hiçbir belirti olmadan tek başına dismorfofobi "vücut dismorfik bozukluğu" olarak da tanımlanır. Majör depresif bozukluk, obsesif-kompulsif bozukluk ve sosyal fobi ile beraber de görülebilir.
Dismorfofobi en sık yüzdeki kusurlar (özellikle burun); daha sonra saç, göğüsler, genital organlar veya vücudun tümünde görülebilmektedir.
Kimlerde görülür?
Vücut dismorfik bozukluk tanısı ilk olarak , ortalama 30 yaşında konur. Vakaların büyük çoğunluğunu çalışmayan ve hiç evlenmemiş kişiler oluşturur. Bu bozukluğa sahip kişiler ilk belirtilerini tipik olarak ergenlik veya erken erişkinlik evresinde geliştirirler. Bozukluğun hafif olarak çocukluk, ergenlik ya da 20'li yaşlarda başlayabilir. Genellikle orta sınıf ailelerden gelen vakaların çok küçük bir oranına bu teşhis konulabilir. Plastik cerrahi servislerine yatan ancak % 2 'lik bir gurupta bu bozukluk teşhis edilebilir. Bu bozukluğa sahip hastalar sıklıkla dermatoloji (cilt hastalıkları) ve plastik cerrahi kliniklerine başvururlar. Yüzündeki akne, yara izi ya da güzelliğini bozduğunu düşündüğü herhangi bir nedenle kişi dermatoloji kliniklerine başvurabilir. Vücut dismorfik bozukluğa sahip bir kişi rinoplasti (burun estetik ameliyatı); mammoplasti (gögüs büyütme ya da küçültme); yüzdeki kırışıklıkların, şişkinlik ya da gerdanındaki sarkıklıkların düzelttirilmesini isteyebilir. Ancak ameliyattan sonra kişi çoğunlukla rahatlamaz; uzun süreli takip çalışmaları kozmetik cerrahi tedaviden sonra ileri evrede sıklıkla daha şiddetli psikopatolojinin ortaya çıktığını göstermektedir. Tekrarlayan veya tedaviye dirençli bazı depresyonlarda kişi ancak vücudunun rahatsız olduğu bölgesini düzelttirdiği zaman tüm çökkünlüğünden kurtulacağını zannedebilir. Genellikle bu bozukluk kişi tarafından bir sır gibi saklanır. Ancak kişinin zamanının büyük çoğunluğunu ayna karşısında kendini kontrol ederek geçirmesine ve kendinden emin olabilmek için sıklıkla başkalarına nasıl göründüğünü sormasına sebep olur. Sosyal ortamlarda yaşadığı sıkıntıya bağlı olarak kişide sıklıkla uykusuzluk, depresyon ve anksiyete gelişir. Sosyal izolasyon, ilişkilerde tatminsizlik, utanç ve düşük benlik-değeri de sıktır.
Hastanın sosyal, mesleki ve özel hayatında bozulmalara yol açan bir bozukluktur. Bu bozukluk 100 yıldan uzun zamandır bilinmekte ve “dismorfobia” olarak adlandırılmaktadır.
Vakaların:
* %90’da hayat boyunca bir majör depresif atak,
* %70’inde anksiyete bozukluğu,
* %30’unda ise psikolojik bozukluk öyküsü mevcuttur.
En sık başlangıç yaşı 15-20 (kadınlarda daha fazla görüldüğü biliniyordu ancak son yıllarda kadın erkek oranının eşit olduğu bilinmektedir.)
Etyolojisi (bozukluğun nedeni) bilinmemekle birlikte, bazı vakalardaki bozukluğun patofizyolojisinden serotomin sorumlu tutuluyor. Kültürün ve sosyal etkileşimin de rolü önemlidir. Çünkü, özelikle bazı ailelerde stereoptik bir güzellik anlayışı sıkça vurgulanır. Psikodinamik modele göre ise, vücut dismorfik bozukluğa cinsel ya da emosyonel bir çatışmanın ilişkisi, bir vücut bölümüne yansıtılmaktadır. Bazı vakalar reflektif yüzeylerden kaçar, rahatsız olduğu bölgeyi makyajla ya da giysiyle kapatmaya çalışır. Vakaların 1/3’ü tamamen eve kapanır çünkü kendisiyle alay edileceğine inanır ve vakaların 1/5’i intihar teşebbüsünde bulunur. Kişinin kaygısı zaman içinde artıp azalabilir, ancak vücut dismorfik bozukluğa, eğer tedavisiz bırakılırsa, genellikle kronik bir seyir izleyebilir.
Tedavi:
Tedavisinde antidepresan ve antipsikolojik ilaçların yanı sıra psikoterapi uygulanır. Ancak tedavinin ne kadar süreceği konusunda halen tartışmalar bulunmaktadır. Plastik cerrahi kliniklerine başvuran hastalarda özellikle bir psikiyatrik değerlendirmenin uygun olacağını belirtmek gerekir. Kişi hastalığının psikolojik kökenli olduğunu genellikle kabul etmediği için teşhisi ancak bir uzman koyabilir.
Geri
|
|
 |
 |
|